|
|
Aşırı Basınçla İlgili Tüm Kazalara Karşı Korunma : Bütün dalgıç adaylarının kursa başlamadan önce heyet muayenelerinden geçirilerek öz geçmişinde veya o anda akciğerlerine ait bir hastalık mevcut olup olmadığının kontrolü. Dalgıçlara bu konuda yeterli eğitim vermek. Dalgıçların fiziki kondisyonlarını iyi bir seviyede geliştirmek, geçici göğüs problemleri olanları daldırmamak. Serbest çıkış yapmak veya hava ikmali olmaksızın satha gelme durumunu en aza indirmek. DEKOMPRASYON
HASTALIĞI : Yeterli
bir süre basınca maruz kalmayı takiben yetersiz dekomprasyon yapmanın
sonucunda meydana gelen bir durumdur. Sıfır dekomprasyonlu bir dalışta
da meydana gelebilir. Deniz seviyesinde insan vücudu 0.79 ATA' lık
nitrojen ile doymuş haldedir yüksek basınca maruz kalındığında
(Dalton Kanunu) kan ve dokularda daha fazla nitrojen çözünür. (Henry kanunu),
çözünen nitrojen miktarı derinlik ve zamana bağlıdır.
Dokularda absorbe edilen (çözünen) nitrojen miktarını etkileyen diğer
faktörlerde su sıcaklığı, dalgıcın fiziksel
aktivitesi, dalgıcın fiziki kondisyonudur. 33
Feetten daha sığda yapılan dalışlarda dalış
limitleri dahilinde dekomprasyon hastalığı söz konusu değildir.
Çıkış esnasında dokularda absorbe edilmiş olarak
bulunan asal gazın (nitrojen) kısmi basıncı dolaşım
sistemindekinden daha fazla durumdadır.Böylece asal gazın hareketi
tersine dönerek dokulardan dışarı atılmaya başlar.
Normal olarak asal gaz akciğerler yoluyla vücudu terk ederler, eğer
çıkış çok hızlı veya dekomprasyon kaçırılmış
ise çözünmüş olan gaz eriyik halinden değişime uğrayarak
tekrar gaz haline döner ve babılları oluşturur. Çıkışla
beraber babıllar büyür ve damarları tıkayabilirler, kan akışını
engellerler ve semptomlara sebep olurlar. Babıllar toplar damar sisteminde
dolaşırlar ve genellikle
akciğerlerin kapiller damarlarında tıkanmalara neden olurlar.
Genellikle dekomprasyon hastalığının ciddiyeti babılların
büyüklüğü, miktarı ve mevkisine bağlı olarak değişir. Bütün semptomlar rapor edilmelidir.Başlangıçta sadece Tip-1 semptomu (sadece ağrı) daha sonra Tip-2 (ciddi semptom) haline dönüşebilir. Tip-1 tedavisinden sonra 48 saat dalış yapmamak yeterli olabilir. Tip-2 için minimum 2 hafta veya daha uzun süre gerekebilir, bu semptomlara ve tedavi süresine göre değişir.Dalgıcın sualtında fiziki bir darbe sonucu yaralanmasının kesin olmadığı durumlarda problemin dekomprasyon hastalığı olup olmadığına kara vermek çok zordur. Yaralanmalar belli bir bölgeye olan kan akışını ve de asal gaz geçişinin azalmasına sebep olurlar. Dalgıcın ağrısını hafifletmek için asla herhangi bir şey vermeyin. Bu gerçek semptomların gizlenmesine yol açar. Dalgıçta tedaviye en kısa sürede başlanması gereken Tip-2 semptomları görülmedikçe her zaman Tip-1 semptomu bulunan dalgıç tedavi öncesinde, satıhta komple bir nörolojik muayeneye tabi tutulmalıdır. Dekomprasyon hastalıklarında en önemli konu dalgıcın bir basınca maruz kalıp kalmadığıdır Şüpheli bir durumda kalırsanız dalgıcın lehine hareket etmek amacıyla tedavi edin
B.
TİP-1 BASİT DEKOMPRASYON HASTALIGI (Sadece Ağrı) : Semptomlar
öldürücü veya sakat bırakıcı değildir. Başlangıçta
basit semptom olarak karşılaşılan olayların % 30 u
tedavi edilmediklerinden daha ciddi semptomlara dönüşmüşlerdir. Ağrı
- şiddetli ağrı, kaşıntı - vücudun herhangi bir
yerinde olabilir su toplamış
şişkinlikler, vücudun herhangi bir yerindeki kızarıklıklar
başlıca belirtileridir. Ağrı
: Tip-1 hastalığının belirtisi olan ağrı genellikle eklem yerlerinde ve ceriden gelen ağrılar şeklindedir. Hasta tarafından ağrının yeri tam olarak teşhis edilemez. Ağrılar hafif şiddetten başlayarak dayanılmaz şiddetle içten gelen ağrılara dönüşebilir. Ağrı genellikle dinlenme durumunda mevcut olup, bölgenin hareket ettirilmesi ile ağrı şiddeti artabilir veya değişmeyebilir. Tip-1
dekomprasyon hastalığı ağrılarının tanınması
için dalgıcın üzerinde alet ve şort olduğu kabul edilerek
yapılabilir. Bu bölgenin dışında
kalan ağrılar Tip-1 olarak düşünülür. Gövde bölgesindeki ağrılar
Tip-1 olabileceği gibi omuriliğe bağlı Tip-2'de olabilir. Bu
nedenle gövde bölgesi üzerindeki ağrılar Tip-2 deki gibi tedavi
edilir. Ağrı genellikle eklem yerlerinde görülür. Omuzlar,
dirsekler,bilek ve eller , dizler, ayak bilekleri, kalçalar. Kaşıntı
: Dekomprasyon
hastalığının deride görülen en belirgin işaretidir.
Kaşıntı tek başına olduğunda dekomprasyon
gerektirmez ancak gerçek Tip-1 hastalığının ilk işareti
olabilir. Her durumda dalış amirine veya dalgıç tabibe rapor
edilmelidir. Deride
Kızarıklık : Aşırı
kaşıntı ile başlar, kızarma ile devam eder daha sonra bölgede
koyu mavi renk değişikliği oluşur. Dekomprasyon tedavisi
gereklidir. Deride oluşan bütün kızarıklıklar dekomprasyon
gerektirmez. Şişkinlikler
: Deride
su toplanmış şişkinlik görüntüsü arz ederler. Bu şişkinlikler
üzerlerine dokunulduğunda sağa sola hareket eden katı bezeler
gibidirler. T1P-2 CİDDİ DEKOMPRASYONHASTALIĞI : Oldukça ciddi bir durumdur. Hayati tehlike veya kalıcı sakatlanmalar olabilir. Tip-2 dekomprasyon hastalığı semptomları genel olarak arterial gaz embolisi semptomları ayırt edildikten sonra Tip-1 semptomları dışında kalan tüm semptomlar olarak tanımlayabiliriz. Tip-2 semptomlarının tedavisine mümkün oldukça çabuk başlanmalıdır. Aksi takdirde kalıcı sakatlıklar meydana gelebilir. Semptomları
: Güçsüzlük, uyuşma hissizlik, felç, iğnelenme bir şeyin batması hissi, baş dönmesi. ayakta duramama (aşırı sarhoş gibi) Görüş bozuklukları ( Bulanık görüş, tünel görüş ), işitme problemleri ( Kulaklarda çınlama, sağırlık ), şuur kaybı, biloteral ağrı (simetrik); Vücudun her iki yanındaki aynı organlarda, aynı bölgede meydana gelen simetrik ağrılar.(Her iki diz, ayak bilekleri,omuzlar, kollar, bacaklar), ana gövde ağrıları; mediastinal amfizem, pneurnothorax ve midede gazdan dolayı olan ağrıların bunlardan ayırt edilmesi önemlidir. Kasıklarda ağrı ana gövde ağrısıdır. Aşırı yorgunluk ; dalgıcın sualtında yaptığı işin vermiş olduğu yorgunluğun tamamen haricinde olan bir yorgunluk durumudur. Bundan ayırt edilmelidir. Şok; babılların akciğer dolaşımında tıkanmaya neden olduğu bölgeye göre semptomlar gösterir, göğüs ağrısı (derin teneffüsle gelişir), öksürük kontrolsüzdür, dumanın verdiği rahatsızlık gibi kötüleşir, kısa nefes alma, şok ve ölüm. Şok,
büyük miktarda dekomprasyon zamanı gerektiren uzun dalışlarda
veya kaçırılmış dekomprasyonlarda genellikle karşılaşılabilen
bir durumdur. DENİZ
TUTMASI Günün
koşullarına göre, bazı normal bünyelerde dahi deniz tutması
görülebiliyor. Dalış sonrası yorgun olarak dekomprasyon
uygularken, deniz tutmasının da görüldüğü belirtilmektedir.
Yolculuk sırasında okuma, not alma veya aletlerle meşgul olma
gibi hareketlerde deniz tutmasına yol açılmakta. AKCİĞER
PERFORMANSI NEDİR? Ne
var ki, bu sporu ister kendi olanaklarıyla, ister kurallarına göre öğrenenler
olsun. Yaz sezonunda birkaç dalış uygulaması yapanla, haftada
birkaç kez koşan ve spor yapanların vücut yapıları
itibariyle de performansları arasında fark olacağını
hemen hemen hepimiz biliyoruz. Antrenmansız vücudu buna eklediğimizde
akciğerlerin bu derinlerde bir kat daha fazla yorulacağı söz
konusudur. Böyle
kimseler, yaz sezonu gelince, sığ sularda deneyim kazanmadan dilediği
derinliklerde dalış uyguladığında akciğerlerine
zarar gelmeyeceğini düşünmek bir saflık olacağı gibi,
herhangi bir tehlikeyle karşılaşmayacağı hususunda
kendisine kimse garanti de veremez. Bu
performanssızlığı şöyle açıklayabiliyoruz ; böyle
performansız bir akciğerle ağır bir mücadele sonunda
bulunduğunuz derinlikten yukarı çıkmaya başladığınız
bir sırada, aniden bir baş dönmesi, göz kararması, özellikle
solumada zorluk çekmeye başlayabilirsiniz. Daha ziyade, regülatörden
hava çekmek istediğiniz halde, hava soluyamazsınız. Konumuza
başka bir yaklaşımla açıklık getirelim. Bulunduğunuz
derinlikte, yani 30 veya 40 m. den yukarı çıkarken veya çıkmaya
başladığınız sırada, regülatörden hava çekme alışkanlığınızda
bir değişiklik hissedebilirsiniz. Hatta zorlanarak hava çekme
durumunda kalabilirsiniz. Daha sonra, yukarda belirttiğimiz gibi, sağlığınızda
bir değişme olabilir. Bu durumda aklınıza ilk gelen şey
şu olmalıdır. Eğer havanız bitmemiş veya az kalmamış,
regülatör performansı normal ise, bu zorlanma daha ziyade akciğerlerin
yorulmasından kaynaklandığını bilmenizde yarar vardır.
Ancak
bu durumda tam aksini uygularsanız, yani bulunduğunuz derinlikten 3
veya 4 metre aşağı inerseniz, nefes alıp vermede zorlanmadığınızı
göreceksiniz. Çünkü bu derinlikte akciğer performansı zora alışmış
durumdadır. Bu ortama ve koşullara alışmış olan
akciğerler az hava yerine daha çok hava harcama alışkanlığı
edinmiştir. Bu
arada kısa bir hatırlatma yapmakta yarar vardır. Spor yapan bir
futbolcunun takriben hava harcama hızı 90 Lt. / dk. Oysa sporla ilgisi
bulunmayan bir insanın ortalama hava harcama hızı ise yarı
yarıya olacaktır. İnilen belirli derinliklerde uzun süre dolaşma,
balık kovalama, akıntıya kapılma ve zorlanma veya herhangi
bir teknik işle uğraşırken akciğerlerin yorulması
veya hava tüketiminin hızla yükseleceği de bilinen gerçeklerindendir.
Şimdi
ortaya koymak istediğimiz konu şu. Böyle koşullar altında,
spor yapmayan amatörler, spor yapana göre hava tüketim hızı daha çok
olması söz konusudur. Bu gibi durumlarda sporcu olmayan dalıcılar,
sporcu olana oranla, solunum kontrolünü de daha çabuk kaybedecektir. Özellikle
antrenmansız vücut bu koşullar altında panik ve stres içersine
girmesi halinde, fazla hava tüketimi nedeniyle AZOT - NARKOZU artarak,
karbondioksitin yükselmesi, oksijen zehirlenmesine ve daha çok zorlanırsa,
hava keseciklerinin yırtılmasına yol açabilmektedir. Bu
durumdan kurtulabilmek için, bulunduğunuz 30 veya 40 metre derinde eğer
havanız yeterli ise, bir kaç dakika dinlenmeniz ve sakinleşmeniz bu
arada nefes alıp vermeyi de yavaşlatmanız gerekiyor. Solunumu
yavaşlatıp dinlendiğiniz bir sırada, dekomprasyona girmeden,
eğer girilmiş ise, duraklama kademelerine uymak suretiyle mümkün
olduğu kadar yavaş yavaş yukarı çıkıldığında,
bu tehlikenin üstesinden rahatlıkla gelebilirsiniz. Ancak,
Regülatör performansı, yüksek düzeyde çalışan bir modelle
dalış uygulanırken eğer, akciğer performansı
yetersiz ise, söz konusu tehlike ve risklerle yine karşılaşabilirsiniz.
Çünkü kolay solumayı sağlayan yüksek düzeyde çalışan
regülatör performansı ve hava akışı, söz konusu olan RİSK'
te hiçbir ilgisi yoktur. TÜRKİYE'DE
BASINÇ ODASI MERKEZLERİ
Arama Kurtarma Komutanlığı Çubuklu/İstanbul
|