|
|
Nefes
Tutma ve Aşırı Nefes Alma :
Pek çok kişi nefeslerini 1-2 dakika tutabilir, ancak bu konuda eğitilmemiş
bir kişi bu zamanın üstüne çıkamaz. Nefes tutma alıştırması iki yolla
yapılabilir. Dalıştan kısa süre önce normalden, fazla nefes alarak vücuttaki
CO2’ nin mümkün olduğu kadar atmak (hipervantilasyon) veya dalıştan kısa
süre önce saf O2 teneffüs etmek. Hipervantilasyon metodunu uygulayan dalgıç,
akciğerlerine normalden fazla hava göndererek kanındaki CO2' in kısmi basıncının
azalmasın sağlar. Daha sonra yaptığı dalışta CO2' in kısmi basıncının
eski düzeyine ulaşması için geçecek süre, ya da nefes tutma süresi oldukça
uzar. Bu iki metodu kullanarak yapılan dalışlarda nefes tutarak sualtında
kalma süresi normalin 3-4 katı artabilir. Serbest dalışların en büyük
tehlikesi bilinç kaybıdır. Yüzeye çıkarken, vücutta bulunan O2 kısmi basıncı
0,16 atm’ in altına düşerse bilinç kaybı başlar. Bir dalgıç için, çalışma esnasında harcadığı O2 miktarını bilmek çok önemlidir. Böylece ne kadar CO2 ürettiğini veya ne kadar hava ile akciğerlerini vantile etmesi gerektiğini de bilir. Kandaki O2 ve CO2 oranları, vücut dinlenirken de, ağır bir iş yaparken de sabittir. Yorucu bir iş esnasında, çalışan kaslara daha fazla kan gider. Artan kan akışına yeterli oksijeni sağlamak için dakikadaki solunum hacmi de yükselir. Oksijen, tüketimi, dinlenme sırasında dakikada ortalama 0,25 litre civarındayken, ağır bir çalışmada dakikada 4 litreye dek yükselir. Bu değerler özellikle SCUBA dalışlarında önemlidir. Oksijen tüketim miktarları standart ortamlarda karışlaştırılırlar. Bu standart genellikle 0 derece 760 mmhg ve kuru hava ( STPD ) olarak kabul edilir. Ancak O2 tüketimi gerçekte vücut ısısında ve sature şartlarda gerçekleşir. Yapılan işin biçimi, niteliği O2 harcamasını belirleyen en önemli etkendir. Karbondioksit
: CO2, O2 tüketimini izleyerek oluşan bir gazdır. Her bir litre O2 tüketimi için vücut normal kapalı ortamda bir litre CO2 üretir. Bu oran dip koşullarında değişmez. CO2 üretimi ve O2 harcaması arasındaki oran, solunum bölümü olarak adlandırılır. Hipoksi
: Hipoksi terimi dokulardaki ve hücrelerdeki O2 miktarının azalmasını, yetersizliğini ve normal fonksiyonunu yerine getirememesini ifade eder. Bazı koşullarda hipoksiya meydana gelir. 1.
Nefes yollarında ya da akciğerlerde astım gibi bir rahatsızlığın bulunması.
2.
Aparatlarda uygun olmayan oksijen bulunması. 3.
Kan bozukluğu, kansızlık ya da karbon monoksit zehirlenmesi sonucu kanın
yeterli oksijeni alamaması. 4.
Aparat devrelerindeki arızalar. 5.
Vücut hücrelerinin aldıkları yeterli oksijeni herhangi bir nedenle
kullanamamaları. Hipoksiden,
ilk etkilenen organ beyindir. Hipoksinin beyindeki ilk etkisi bilinç kaybıdır.
Hipoksiyanın oluşmaması için solunan havadaki oksijenin kısmi basıncının
0,16 atmosferin üzerinde bulunması gerekir. Oksijenin kısmi basıncının
0,16 atmosferin altında bulunduğu durumlarda oluşabilecek hipoksiya
belirtileri şöyle sıralanabilir. 0,14
ata ; İlk belirtiler (düşünme yeteneğinde aksaklıklar, kas kontrollerinin
zayıflaması) 0,12
ata ; Rahatsızlık, normalden sık nefes alma gereksinmesi. 0,10 ata ; Bazı kimselerde bilinç kaybı. 0,06
; Kesinlikle bilinç kaybı ve ölüm. Hipoksinin
Etkileri : Hipoksi,
hücrelerin normal işlevlerini durdurarak ölüme yol açar. Etkilenen hücreler
içinde özellikle beyin hücreleri aşırı duyarlıdırlar. Beyin hipoksisi
sonucu bilinç kaybı ve ölüm, diğer hücrelerin etkilenmesinden daha önce
ortaya çıkar. Bilinç kaybı, oksijenin hemen hemen tamamen yokluğunda (anoksi
durumu) gerçekleşecektir. Eğer biraz oksijen varsa hipoksi kademe kademe gelişecektir.
Sonuç olarak yukarıda söz ettiğimiz etkiler oluşacaktır. Hipoksinin
Semptornları : Hipoksi
geliştiği zaman, nabız ve kan basıncı artacak, böylece kalp damar ağacına
daha çok kan pompalayıp vücutta bir denge sağlamaya çalışacaktır.
Solunumda da az da olsa bir artış görülebilir. bununla birlikte bu
tepkimelerin hiçbiri yeterli uyarılmayı sağlayamaz ve ancak çok az kişi
zihinsel etkinliklerine hipoksi altında da devam edebilir. Genel bir mavileşme
(siyanoz, morarma) dudaklarda, tırnak yataklarında ve deride hipoksi sonucu
ortaya çıkabilir. Dalgıçta,çalışma
sırasında bu tür belirtiler görülmeyebilir, bunun görülmemesi güvenilir
bir belirteç değildir, bu satıhta görülebilir. Aynı belirtiler nadir
olarak uzun süre soğuk su ile temas sonucu da oluşabilir. Eğer hipoksi
karbon monoksit toksitesi sonucu oluşmuş ise, dudaklar mavi
tırnak yatakları ve deri normalden daha kırmızı görülebilir. Açık devre SCUBA' da, hipoksi genelde olasılık dışıdır. (Eğer O2 içeriği çok düşük gaz kullanılmazsa) Kapalı devre ve yarı kapalı devre sualtı solunum aparatı (UBA), fonksiyon bozukluklarına bağlı hipoksi olabilir. Aşırı Karbondioksit : Vücutta
aşırı karbondioksit birikmesi şunların sonucu olabilir ;
Asfıksi
Boğulma : Asfiksi
terimi hipoksi ile birlikte aşırı karbondioksit varlığını ifade eder. Bir
dalgıç nefes almayı durdurursa ya da oksijen oranı düşük ve CO2 nedeniyle
çok yüksek ortamda nefes alıyorsa hem hipoksi hem de hiperkapnia oluşacaktır.
Bu duruma asfiksiya denir. Kaza sonucu ya da soluk alıp vermeyi önleyecek bir
engel bulunması durumunda nefes almanın tamamen durmasına boğulma denir.
Yabancı bir cisimde nefes yollarını tıkayıp boğulmaya neden olabilir. Boğulmak
üzere olan bir kişi, şuursuz da olsa, nefes alabilmek için çırpınır ve
nefes almasını önleyen engel ortadan kalkmazsa asfıksi kaçınılmazdır.
Beyin hücrelerinin ölmesi sonucu kişi birkaç dakikada canlılığını
yitirir. Sualtında
çalışma ve yararlı işler yapabilmede dalgıcın yeteneği, akciğerlerine
yeterli hava almasına ve bu sağlanan havanın yeterli O2 ile kaslara ulaşması
ve dokulardan elimine edilen metabolik artıkların atılmasına bağlıdır.
Dalış ortamında, iki temel faktör dalgıcın uygun ve yeterli vantilasyon
yeteneğini engelleyebilir, bunlar artmış gaz artmış gaz yoğunluğu ve
solunumla ilgili aparatın direncidir. Kuru hiperbarik dalış aparatları, artmış
gaz yoğunluğu nedeniyle dalgıçlarda nefes darlığı ortaya çıkmasına
sebep olabilir. Nefes
Tutma ve Şuur Kaybı :
İsteksiz
olarak ortaya çıkan hipervantilasyon, sinirsel gerginlik ve stres durumlarında
ortaya çıkar. Keza hipoksi bulunan ortamlarda,
pilotlarda ve dağcılarda ortaya çıkabilir. İlk kez SCUBA dalışı
yapanlarda hipervantilasyon psikolojik kökenli olarak ortaya çıkar. Hipoglisemide ortaya çıkan semptomlar, hipoksi, CO zehirlenmesi, O2 zehirlenmesi ve arteriyel gaz embolisinde ortaya çıkan semptomlara benzerlik gösterir. Dalışlardan önce karbonhidrat içeren yiyeceklerin tüketilmemelidir. VÜCUT ISISI ve ISI KAYBI : İnsan
bedeninin etkinliklerini doğal olarak sürdürebildiği ısı 37 C
(98,6 F)' tır. Vücudumuz her saat 2 litre buzun ısısını 37 C' a yükseltecek
enerji üretir, üretilen bu ısı enerjisi ağır bir çalışma ortamında 10
kat artabilir organizmanın dayanabileceği en yüksek ısı 41 C’ tır ve bu
dereceden sonra vücut hücreleri hasar görmeye başlar. Isı
dengesini sağlamak amacıyla vücudumuz ürettiği ısının bir miktarını dışarı
vermek zorundadır. Fazla ısı, kan ve deri yoluyla dışarı atılır. Kan, vücut
hücrelerinden aldığı fazla ısıyı akciğerlere ve ter bezlerine taşır.
Isı buralardan da nefes ve ter yoluyla dışarı atılır. Vücudumuzu çevreleyen
hava sıcak ise ya da nemliyse ısı transferi daha güç olacağından, yüksek
ısıda ya da nemli ortamda çalışmak normal koşullara göre daha zordur. Aşırt
Isı Kaybı : Isısı
6 C olan suda elbisesiz bir yüzücü yarım saatte duyularını kaybeder ve bir
saat içinde de ölüm meydana gelir. Sualtında hareket ısı kaybını hızlandırır.
Bunun nedeni, hareket sonucu kan akışının ve bağlı olarak da dışarıya
taşınan ısının artmasıdır. Ayrıca, vücudu Çevreleyen suyun hareketi de
ısı kaybını çoğaltan bir faktördür. Hareket sonucu, vücudun iç
organları ılık suda çabuk ısınırlar ve soğuk suda çabuk ısı
kaybederler.
|