|
|
Dekomprasyon
hastalığından korunabilmek için
tecrübeli bir balıkadamın. dalış tabloları hakkında genel seviyenin üzerinde
bilgi sahibi olması gerekmektedir, Gününüzde teknolojinin çok hızlı
ilerlemesi, özellikle dalış tabloları ve dalış bilgisayarları hakkında
balıkadamların işlerini daha da karmaşıklaştırmaktadır. Yıllar önce
dalış ve dekomprasyon için sadece bir standart vardı. o da Amerikan
bahriyesi tablosuydu. Bu yüzden de. dekomprasyonla ilgili sorular kolaylıkla
yanıtlanabiliyordu Ama günümüzde olay bu kadar kolay olmamaktadır
Bilgisayarların ve dalış tablosu matematiğinin gelişmesi. yapılmış olan
tabloların eksik yanlarını veya amaca göre uygunsuzluklarını ortaya çıkarmıştır.
Bu da. yeni ihtiyaçların karşılanması için. yeni araştırmaların yapılmasını
gerekli hale getirmiştir Günümüzde kullanılan bir çok dalış tablosu ve
dalış bilgisayarı vardır (US. Navy, DCIEM. RNPL/I3SAC Hain. Buhlmann.
Spencer, Thalmann. Huggins, Powell vs.). Balıkadamlar, bunlardan her hangi bir
tanesini tercih edebilirler. DALIŞ
TABLOLARI NASIL ORTAYA ÇIKTI Bu
tercihte dikkat edilmesi gereken kıstas, kullanılan tablonun veya dalış
bilgisayarının önce maksimum emniyeti, sonra da mümkün olan eli uzun dip
zamanını sağlayabilmesidir. Bilgisayarların popülerliği geçtiğimiz yıllara
oranla bir hayli artmıştır. Bir çok sportif balıkadamın. piyasada iki düzineden
fazla çeşidi olan dalış bilgisayarlarından her hangi birini kullanması
gayet doğal hale gelmiştir. Nedeni, bu aletlerin balıkadamın işini çok
kolaylaştırması. karışık hesaplanmaları yapabilmesi ve beylik tablolarla
yapılamayan bir takım dalış profillerinin uygulanabilmesidir. Yine de, bilgi
sayarlara yüklenen programlar standart değildir. Gerçekte. devamlı kullanılan
en az üç değişik dekomprasyon modeli ardır ve her üretici, kullanılan her
hangi bir genel modelin işlevini kendi ürettiği dalış bilgisayarına
uygulamaktadır. Sonuç olarak. bu çoklu standartlardan dolayı balıkadamılar.
dalışlarını kontrol edebilmek için çıkmazlarla karşı karşıya
kalmaktadırlar. Bu perdeyi aralayabilmek veya tamamen ortadan kaldırabilmek için
yapılması gereken şey. dekomprasyon teorileri. dalış tabloları ve dalış
bilgisayarları hakkındaki bilgilerimizin arttırılmasıdır. DALIŞ
TABLOLARI: 1907
yılında J.S.Haldane, orijinal azot atım teorisini geliştirerek, ilk dalış
tablosunu yapmıştır. Tablonun amacı, balıkadamın vücudundaki azot miktarını
hesaplamak ve kritik oranı kontrol etmekle, dekomprasyon hastalığından
korunmaktır. Modem dalış tabloları da, azot miktarını kontrol eder ve
kritik oranları kullanır ama dekomprasyon hastalığından korunmak için
azotun tamamen atılması yerine kabarcıkların büyüklüğünün kontrolü
araştırmalar için baz olmuştur. Dalış tabloları doku modelleridir yani
teorik dokular esas alınmaktadır ve bu dokuların azotu nasıl eritip aldığı,
aynı zamanda nasıl serbest bıraktığı kontrol edilmektedir. Anlatılanların
amacı, dalış tablolarının ve elektronik bilgisayarların, bir dalışta balıkadamın
ne kadar azot soğurduğunu hesaplamanın metodu olduğunu söyleyebilmektir. Eğer
sportif dalış,sabit bir derinlikte, tek bir dekomprasyonuz dalış olarak sınırlansaydı,
dekomprasyon teorisine ihtiyacımız olmayacaktı. Çünkü izin verilen dip
zamanları deneysel metotlarla ortaya çıkarılmıştır ve bunları hatırlamak
arabanızın plakasını hatırlamak kadar kolaydır. Ama işin içine basamak
dalışları, tekrarlamalı dalışlar ve dekomprasyonlu dalışlar da katılırsa
dekomprasyon teorisi dalış tabloları ve dalış bilgisayarları için zorunlu
hale gelecektir. Dalış
Tablolarının Formülü Her
ne kadar araştırmalar fizyolojik teoride azotun vücut tarafından nasıl atıldığı
üzerinde değişse de, geliştirilen tablolar üzerindeki genel teoriler
Haldane ‘in kullandığı on mal teoriyle neredeyse aynıdır. Yapılan
tablolarda, doku basınçları ve diğer değerler değiştirilmiştir ama
Haldane’in kullandığı metodoloji hala modern doku grupları için temel oluşturmaktadır. Daha
önceden bildiğiniz gibi, bazı dokular azotu diğerlerinden fazla soğururlar
(emerler), buna bağlı olarak azotun dışarı atılması da uzun sürer. Değişik
dokuların, azot alımı ve atımından nasıl etkilendiğine matematiksel
olarak karar verebilmek için Haldane, doku kompartımanlarını (veya teorik
doku yarı-zamanını esas alan teorik doku gruplarını) yaratmış ve kullanmıştır.
Haldane’in orijinal tabloları, 5 ile 75 dakika arasındaki yarı-zamanları içeren
5 kompartımana dayanmaktadır. Modem tablolar 480 dakika yarı-zamana kadar
olan 15 teorik doku kompartımanını hesaplamaktadır. Tablolarını formüle
ederken Haldane, keçilerle yaptığı deneylerin tecrübelerine dayanarak
kullandığı bütün doku kompartımanları için 1.58:1 kritik oranını seçmiştir.
Bunun anlamı, insan vücudunun dokuları, yükselerek ortam basıncına ulaştığında,
yani yüzeye çıktığında, 1.58 kere daha fazla azot basıncını (fazla
azotu) vücudunda bulundurabilmekte ve dekomprasyon hastalığına
yakalanmamaktadır.Ama 1930’lu yılların sonuna doğru, Amerikan bahriyesi
bunun yanlış olduğunu keşfetmiştir. Bahriye araştırması, değişik
dokuların değişik yarı-zamanlarının olmasının haricinde, aynı zamanda
değişik kritik oranlarının da olduğunu ortaya çıkarmıştır. 1950’deki
araştırma, kritik oranın sadece çeşitli doku kompartımanlarında değişiklik
göstermesinin dışında, aynı zamanda derinliğin, ve tabiki basıncın değişmesiyle
birlikte bu doku kompartmanlarındaki kritik oranın da değiştiğini saptamıştır.
1965’de bahriye, her kompartımanın maksimum doku basıncını kolay şekilde
gösteren M değerini geliştirmiştir. M değeri, doku kompartımanlarının,
feet olarak kesin deniz suyu derinliğinde, en fazla izin verilen basıncını,
ifade eder. Çevre basıncının üzerinde, kompartımanlardaki fazla basıncın
maksimum miktarını belirleyerek ve değişken oranların hesaplanması ihtiyacı
ortadan kaldırılarak, dalış tablolarının matematiksel formülasyonu ortaya
çıkarılmıştır. Haldane ve bahriyenin teorik kopartman davranışını da içeren
buluşları, günümüzde dalış tablolarının yapılmasında kullanılmaktadır.
Değişik kopartmanlar. dalışın cinsine, derinliğe ve zamana bağlı olarak
dalış tablolarını etkilemektedirler. Genellikle, kontrol dokusu adı verilen
özel bir doku, bir dalış tablosunun limitlerini belirler ve bu tablonun
cetvelini, şeklini ortaya çıkarır. Bazı dalış bilgisayarlarının avantajı,
bir düzine teorik dokuyu aynı anda ekranda gösterebilmeleridir ki, bunu
normal bir dalış tablosuyla yapmak imkansızdır. Dalış
tabloları matematiksel olarak hesaplandıktan sonra, doğruluğunun saptanması
için, hiperbarik odalarda ve açık denizde, deneysel test dalışları yapılmıştır.
Doppler dedektöründen önce yapılan testlerde, dekomprasyon hastalığının
oluşup oluşmaması test konusunu oluşturuyordu. Bir çok yeni tablo ve dalış
bilgisayarı, Doppler dedektörüyle test edilmiş ve dekomprasyon hastalığını
meydana getiren kabarcıkların, fizyologlar tarafından kontrol edilmesi mümkün
olmuştur. Başarılı
testlerin ardından, tablolar kullanıma hazır hale getirilmiş, test
edildikleri ve tasarlandıkları parametreler içinde, güvenilir olabilecekleri
tahmin edilmiştir. Dalış bilgisayarları ve tabloları, sportif balıkadamların
özel ve sportif dalışa uygun ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış,
piyasada hazır, mevcut hale gelmişlerdir. Dekomprasyonuz
Limitler Günümüzde,
sportif balıkadamlara uygunluk gösteren dekomprasyonuz dalış limitleri ile
ilgili, göreceli olarak güncel olan 3 deneysel metot vardır: Spencer
(1976). Thalmann (1984) ve Powell (1987). IAPM
(Instute of Applied Physiology and Medicine) Dr. Merill Spencer, bahriyenin
dekomprasyonuz limitlerini test etmiş ve deneklerini Doppler dedektörü ile
tarayarak dekomprasyon hastalığının klinik semptomlarını kaydetmiştir. Aşağıdaki
dalışların her birinde, profillerin yüksek derecede gaz kabarcığı ürettiğini
ve en az bir kere dekomprasyon hastalığının oluştuğunu saptamıştır. •
18 metrede 60 dakika •
21 metrede 50 dakika • 8 metrede 720 dakika Yaptığı
testlerde, Amerikan bahriyesi tablosunu başarıyla aşan tek örnek 47,5
metrede 10 dakika olmuştur. Spencer’in testleri gösterir ki, bir çok balıkadam
eğitimi organizasyonu tarafından onaylanan tutucu dalış tablosu uygulaması
hakikaten doğrudur. Spencer, sportif balıkadamlar için limitleri azaltmaya
karar vermiş fakat bulgularının o zamanlarda hiç bir bağımsız onayı
olmamıştır. Amerikan bahriyesi Deneysel Dalış Ünitesinden Kaptan Edward
Thalmann 1984 yılında, Spencer’in sonuçlarının aksini iddia eden testleri
yönetmiştir. Spencer’in testleri göreceli sayıyla •
18 metrede 66 dakika Bununla
birlikte. dikkatlice okunursa Thalmann'ın raporunun kolayca çeliştiği görülebilir.
Bu deneylerde 3 metrede yapılan kısa dekomprasyon beklemeleri vardır ama 3
metrede yapılan bu gerçek zamanlar raporda belirtilmiştir. Daha da önemlisi
30 metreye 30 dakikalık dalış profilinin ikinci denemesi. 20 dalışta 4
dekomprasyon olayını meydana getirmiştir. Thalmann’ın sonuçlarının
ortaya çıkardığı şey, dekomprasyon hastalığının klinik semptomları
sadece teşhise bağlı olarak bulunuyorsa (Thalmann deneklerinde Doppler cihazı
kullanmamıştır). neyin işe yaramadığını. neyin bazen işe yarayabileceğinden
çok daha önemli olduğudur. Dr.
Michael Powel' ın testleri Spencer'in çalışmasının ilk önemli doğrulayıcıları
olmuştur.Powell, Spencer’in tavsiyelerine çok benzeyen azaltılmış
dekomprasyonsuz limitleri test etmiştir. Bu limitler, Amerikan bahriyesinden aşağı
yukarı 3 metre daha azaltılmıştır (Örneğin 30 metrede 20 dakika. 27
metrede 25 dakika). Bu deneylerin sonucunda hiç bir dekomprasyon hastalığı
meydana gelmemiş ve profillerin çok düşük derecelerde azot kabarcığı
meydana getirdiği saptanmıştır. Yukarıda anlatılanlardan dolayı dalış
tabloları ve dalış bilgisayarları aynı dekomprasyonsuz limitlere sahip değildir.
Dalış bilgisayarları genellikle 4 grup dekomprasyon teorisinden birini kullanırlar.
Bunlar; Amerikan bahriyesi, Spencer, Buhlmann ve Halin dır. Üreticilerin verdiği
bilgileri okuyarak ve dekomprasyonsuz limitlerle karşılaştırarak dalış
bilgisayarın hangi gruba dahil olduğuna karar verebilirsiniz.
Basamak
dalışı 1980’
li yıllara kadar balıkadamlar, dalış tablolarının esnek olmamasından
dolayı, her ne kadar indikleri en derin noktada bütün zamanlarını geçirmeyip
daha sığ derinliklere yükselseler de. hesaplamalarını sanki bütün zamanı
en derin noktada geçirmiş gibi yapmak zorunda kalmışlardır. Halbuki derinliğin
azaltılması ile birlikte vücudumuzdaki dokular bu düşük basınç
seviyelerinde daha yavaş azot alımı yaparlar. Basamak dalışı, inilen en
derin noktadan yüzeye doğru derinliğin azaltılarak yapıldığı dalıştır.
Burada kural, en derin noktadan yükselmeye başlamak ve çıkılan derinlikten
tekrar daha derine inmemektir. Bir çok gerçek dalış profili de böyle yapılmaktadır.
Örneğin bir balıkadam dikkatlice 30 metreye indikten sonra bu derinlikte 10
dakika kalıp, arkasından 18 metreye sonra 15 metreye ve en son olarak ta 12
metreye yükselip dalışını tamamlıyor. Amerikan bahriyesinin 30 metredeki
maksimum dip zamanı 25 dakikadır ve bu balıkadam 30 metre derinlikte 10
dakika kaldıktan sonra yüzeye dönebilmek için 15 dakika daha zamana
sahiptir. Çünkü dalış tabloları kullanıldığında, hesaplamalar yapılırken
inilen maksimum derinliğin dekomprasyonsuz zamanı kullanılmalıdır.
Tablolar, derinliğin sığa doğru azalması ile birlikte daha yavaş azot alımını.
tasarlanış şekilleri dolayısıyla hesaplayamazlar. Dalış bilgisayarlarının
kullanılmaya başlanması ile sportif dalışta bir devrim olmuştur. Çünkü
bu aletler basamak dalışlarını planlayabilirler ve tabloların yarattığı
gereksiz kısıtlamaları ortadan kaldırırlar. Böylelikle dalış bilgisayarı
kullanan bir balıkadam yukarıdaki örnekteki dalış profilini uyguladığı
zaman, daha uzun süre suyun altında kalabilir. Emniyetli olup olmadığına
gelince, bu fikir ne kadar mantıklı gözükse de, bütün dekomprasyon
hipotezleri veya teorik ön görüşler geçerlilik gerektirmektedir. Dalış
bilgisayarları ortaya çıktığında basamak dalışıyla ilgilenen Dr. Carl
Edmonds’un söylediği bu fikir hakkında başarıyla tamamlanmış bir
deneyin yapılmadığıdır. 0 zaman için kuşkusuz kendisinin haklı olduğunu
söylemek yanlış olmayacaktır. 1983 yılında Karl Huggins bazı testleri yönetmiş
fakat bu testler sınırlı bir bakış açısıyla yapılmıştır. Bununla
birlikte 1987 yılında yapılan ve 750’den daha fazla dalışı kapsayan
Powell’in testlerinde basamak ve tekrarlamalı dalışların 20’ den fazla
kombinasyonu karmaşaya yer bırakmaksızın basamak dalışlarının
dekomprasyonsuz limitleri kavramını geçerli kılmıştır. En azından bu araştırmada
kendi test ettiği azaltılmış dekomprasyonsuz limitler geçerlilik kazanmıştır. Tekrarlamalı
dalışlar Eğer
sportif dalış ile askeri dalışların karakterlerini karşılaştırmamız
gerekirse. sportif dalışlar dekomprasyonsuz tekrarlamalı dalışlar olarak,
askeri dalışlarsa genellikle dekomprasyonu gerektiren fakat çok nadir olarak
ta tekrarlamalı dalışları içeren dalışlar olarak tanımlanabilir. Açıkça.
tekrarlamalı dalışlar sportif dalışların önemli elementlerinden bir
tanesidir. Dalış teknelerinin popülerliğinin artmasıyla birlikte, çoklu
tekrarlamalı dalışlar çok büyük bir ölçüde genelleşmiştir. Bu
nedenle, emniyetli, emniyetsiz ve belirsiz tekrarlamalı dalış prosedürlerinin
sınırlarını belirlemek hayati önem taşır. Her zaman olduğu gibi, işe
yarayan çalışandır ve biz değerlendirmemizi dalış bilgisayarlarının göreceli
karşılaştırmaları ile kısıtlayamayız. Bunun yerine, test sonuçlarını
yakından kontrol etmemiz gerekir. Amerikan bahriyesi tekrarlamalı dalış
tablosu 120 dakika kompartmanının davranışına göre yönetilmektedir. Bu
kompartımanın, tekrarlamalı dalışları kontrol etmesi iyi kurgulanmıştır.
Tekrarlamalı dalışlar için bunu kullanan her hangi bir dalış tablosu veya
dalış bilgisayarı, bir çok kayıtlı ve başarılı test dalışlarının
kontrolü altındadır. Bunun öğrenilmesi, Des Granges (1957) tarafından yönetilen
Amerikan bahriyesi deneyleri açısından ve 30 yılı aşkın bir süre sportif
balıkadamlar tarafından kullanılmasından dolayı önemlidir. PADI’nin dağıtımını
yaptığı Sportif Dalış Planlayıcısı ile tekrarlamalı dalış, azaltılmış
dekomprasyonsuz limitlere ve 60 dakika kompartmanına dayanmaktadır. Aynı
hipoteze dayanarak yapılmış bir dalış bilgisayarı, daha kısa yüzey
beklemelerinin yapılmasına izin verir ve yapılmış testlerin dahilinde dalındığı
müddetçe geçerli olur. Dekomprasyonlu
Dalışlar Dekomprasyonlu
dalışlar, dalış süresi boyunca vücuda kabul edilebilir limitin üzerinde
azot yüklemesi yapılan ve yüzeye geri dönmeden önce, suyun içinde belirli
duraklarda bu azotun elemine edilmesini gerektiren dalışlardır.
Dekomprasyonlu dalışlar, sınırlı veya uzun dekomprasyon olarak ikiye ayrılabilir. Her
ne kadar tekrarlamalı dalış için veri miktarı, Haldane teorisine dayalı
azot atımını desteklemiyorsa da, sınırlı dekomprasyon bu modele uygun
gelmektedir. Dalış bilgisayarlarının çoğu dekomprasyon gereklerinin ölçülmesi
için 30 metrede 25 dakika bekletildiklerinde, emniyet beklemesini andırır
beklemeler gerektirmektedirler.Amerikan bahriyesi standart hava tablosu ise bu
profil için dekomprasyon beklemesi vermemektedir. Bununla birlikte bir sonraki
derinlik veya zaman için 3 dakika vermektedir. Uzun
Dekomprasyonlu dalışlar, sportif balıkadamların ihtiyacı ve ilgi alanı dışında
kalırlar. Bununla birlikte, profesyonel ve teknik dalgıçlara tavsiye edilen,
dekomprasyon teorisinin, dekomprasyonsuz limitlere yakın durumlarda iyi çalıştığını
bilmeleri gerektiğidir. Dalış bilgisayarlarının izin verdiği
Dekomprasyonlu dalışlar, geçerli dalışların olacağı anlamına
gelmeyebilir. Tekrarlamalı
Dekomprasyonlu dalışlar yapmak ise, alkol ve araba kullanmak gibidir. 1986 yılında
Thalmann 3 tekrarlamalı Dekomprasyonlu dalışı test etmiş ve her biri 30
metre ve 45 metrede olmak üzere iki dekomprasyonlu dalışı içermiştir.
Sadece 32 test dalışında 6 adet dekomprasyon hastalığı olayı meydana
gelmiştir. Bu bilgiler açıkça göstermektedir ki, tekrarlamalı
Dekomprasyonlu dalışlar tehlike yaratmaktadırlar. Dr.
Robert Overlock’un da içinde bulunduğu bir çok hiperbarik bilim adamı,
tekrarlamalı Dekomprasyonlu dalışların dekomprasyon hastalığına neden
olduğunu rapor etmişlerdir. Dr. Overlock’un deneklerinin yaptığı dalış
profilleri. çoklu dekomprasyon dalışlarından oluşmuş, tam tersi profilde
yapılan tekrarlamalı dalışların biri Dekomprasyonlu olmuştur.Bütün bu
bilgilere ve test sonuçlarına dayanarak eğer Dekomprasyonlu dalış yapılacaksa,
bu günün ilk ve tek dalışı olmalıdır.
Bilim
adamlarının Hiperbarik Alanda Araştırma Yapılması İstekleri Geçtiğimiz
yıllar boyunca, uluslararası medikal konferanslarda oluşan genel ortak kanı,
1950’lerin sonunda meydana getirilen ve dalış camiası tarafından standart
olarak kabul edilen bahriye tablolarından uzaklaşma şeklinde oluşmuştur.
Bunun örnekleri, hiperbarik camiadaki araştırmacıların ve dikkate alman
fizyologların yayınlarında bulunabilir. 1970’lerde, IAPM (The Instıtute of
Appled Physiology and Medicine)’den Dr. Merril Spencer, Doppler teknolojisini
uygulayarak, bahriye tablosu kullanarak sportif dalışlar yapan balıkadamların
damarlarında, “sessiz kabarcıklar” denen gaz embolisini keşfetmiştir. Küçük
kabarcıklar, çok miktarda olsalar dahi, balıkadamda dekomprasyon hastalığı
semptomlarını oluşturmamaktaydılar. Bu yüzden, damar içi gaz embolisi,
bazen “asemptomatik dekomprasyon hastalığı” olarak bilinmektedir.
Southern California Universitesi, Catalina Deniz Bilimleri Merkezinden Dr.
Andrew Pilmanis de Doppler teknolojisini uygulayarak, bahriye tablosu kullanılarak
yapılan dekomprasyonsuz dalışlarda damar içi gaz embolisi olduğunu saptamış
ve bulgularını yayınlamıştır. dekomprasyonsuz dalışlardaki kabarcık
formasyonlarının keşfi, bilimsel tartışmaları teşvik etmiş ve bahriye
tablosunun, sportif amaçlar için uygunluğu konusunda bilim adamlarını
harekete geçirmiştir. 1982’de İnsan Sualtı Biyolojisi Şirketi’nden Dr.
Bruce Bassett, bahriye tablosu kullanılarak yapılan dekomprasyonsuz dalışlardan
sonra oluşan damar içi gaz embolisini en aza indirmek için daha tutucu
limitlerin kullanılmasını tavsiye etmiştir. Bu limitler, her derinlik için
daha kısaltılmış dip zamanlarını sunmaktadır. Damar
içi gaz embolisi hakkında, medikal camianın fikirleri ışığı altında,
Kuzey Carolina, RqaleighlDurham’ daki Duke üniversitesine bağlı DAN (Dıvers
Alert Network) şunları yayınlamıştır: “Amerikan
bahriyesi dalış cetvellerinin, emniyetli sportif dalışa yaklaşımının doğru
olup olmadığı, günümüzde geniş tartışmalara neden olmaktadır.
Genellikle aktarılan fikir, bazı cetvellerin çok uzun olduğu ve dekomprasyon
hastalığı riskinin artmasına neden olduğu, diğer bazı cetvellerin ise dürüst
olmayan bir biçimde dalış zamanını kısıtlayarak, anlamsızca engelleyici
olmalarıdır.” Michigan Üniversitesiyle birlikte çalışan ve bir dalış
tablosu mühendisi olan Karl Huggins, sportif dalış endüstrisinden Amerikan
bahriyesi tablolarının kullanılmasına son verilmesini istemiş ve eklemiştir: “Ayrıca hissettiğim, yerimde oturarak, yeni bir sportif dalış tablosunun oluşmasını beklemek yerine, biz, sertifika veren kuruluşlarla dalış fizyologlarının, dekomprasyon uzmanlarının ve sualtı (hiper barik) medikal camianın birlikte çalışmalarını teşvik etmeliyiz, böylece sportif dalış camiasına uygun dalış tablolarının oluşmasını sağlamalıyız. Bu yeni tablolar sadece sportif dalış camiasına uygun olmalı, yoksa profesyonel iş camiası ve askeri camia için değil.”
|