Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Dalış Tablolarına Giriş
  Up Dalış Tabloları

 

 

 

DALIŞ TABLOLARINA GİRİŞ

  Sorry, your browser doesn't support Java(tm).

Dekomprasyon hastalığından  korunabilmek için tecrübeli bir balıkadamın. dalış tabloları hakkında genel seviyenin üzerinde bilgi sahibi olması gerekmektedir, Gününüzde teknolojinin çok hızlı ilerlemesi, özellikle dalış tabloları ve dalış bilgisayarları hakkında balıkadamların işlerini daha da karmaşıklaştırmaktadır. Yıllar önce dalış ve dekomprasyon için sadece bir standart vardı. o da Amerikan bahriyesi tablosuydu. Bu yüzden de. dekomprasyonla ilgili sorular kolaylıkla yanıtlanabiliyordu Ama günümüzde olay bu kadar kolay olmamaktadır Bilgisayarların ve dalış tablosu matematiğinin gelişmesi. yapılmış olan tabloların eksik yanlarını veya amaca göre uygunsuzluklarını ortaya çıkarmıştır. Bu da. yeni ihtiyaçların karşılanması için. yeni araştırmaların yapılmasını gerekli hale getirmiştir Günümüzde kullanılan bir çok dalış tablosu ve dalış bilgisayarı vardır (US. Navy, DCIEM. RNPL/I3SAC Hain. Buhlmann. Spencer, Thalmann. Huggins, Powell vs.). Balıkadamlar, bunlardan her hangi bir tanesini tercih edebilirler.

 

DALIŞ TABLOLARI NASIL ORTAYA ÇIKTI

Bu tercihte dikkat edilmesi gereken kıstas, kullanılan tablonun veya dalış bilgisayarının önce maksimum emniyeti, sonra da mümkün olan eli uzun dip zamanını sağlayabilmesidir. Bilgisayarların popülerliği geçtiğimiz yıllara oranla bir hayli artmıştır. Bir çok sportif balıkadamın. piyasada iki düzineden fazla çeşidi olan dalış bilgisayarlarından her hangi birini kullanması gayet doğal hale gelmiştir. Nedeni, bu aletlerin balıkadamın işini çok kolaylaştırması. karışık hesaplanmaları yapabilmesi ve beylik tablolarla yapılamayan bir takım dalış profillerinin uygulanabilmesidir. Yine de, bilgi sayarlara yüklenen programlar standart değildir. Gerçekte. devamlı kullanılan en az üç değişik dekomprasyon modeli ardır ve her üretici, kullanılan her hangi bir genel modelin işlevini kendi ürettiği dalış bilgisayarına uygulamaktadır. Sonuç olarak. bu çoklu standartlardan dolayı balıkadamılar. dalışlarını kontrol edebilmek için çıkmazlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu perdeyi aralayabilmek veya tamamen ortadan kaldırabilmek için yapılması gereken şey. dekomprasyon teorileri. dalış tabloları ve dalış bilgisayarları hakkındaki bilgilerimizin arttırılmasıdır.

DALIŞ TABLOLARI:

1907 yılında J.S.Haldane, orijinal azot atım teorisini geliştirerek, ilk dalış tablosunu yapmıştır. Tablonun amacı, balıkadamın vücudundaki azot miktarını hesaplamak ve kritik oranı kontrol etmekle, dekomprasyon hastalığından korunmaktır. Modem dalış tabloları da, azot miktarını kontrol eder ve kritik oranları kullanır ama dekomprasyon hastalığından korunmak için azotun tamamen atılması yerine kabarcıkların büyüklüğünün kontrolü araştırmalar için baz olmuştur. Dalış tabloları doku modelleridir yani teorik dokular esas alınmaktadır ve bu dokuların azotu nasıl eritip aldığı, aynı zamanda nasıl serbest bıraktığı kontrol edilmektedir. Anlatılanların amacı, dalış tablolarının ve elektronik bilgisayarların, bir dalışta balıkadamın ne kadar azot soğurduğunu hesaplamanın metodu olduğunu söyleyebilmektir. Eğer sportif dalış,sabit bir derinlikte, tek bir dekomprasyonuz dalış olarak sınırlansaydı, dekomprasyon teorisine ihtiyacımız olmayacaktı. Çünkü izin verilen dip zamanları deneysel metotlarla ortaya çıkarılmıştır ve bunları hatırlamak arabanızın plakasını hatırlamak kadar kolaydır. Ama işin içine basamak dalışları, tekrarlamalı dalışlar ve dekomprasyonlu dalışlar da katılırsa dekomprasyon teorisi dalış tabloları ve dalış bilgisayarları için zorunlu hale gelecektir.

Dalış Tablolarının Formülü

Her ne kadar araştırmalar fizyolojik teoride azotun vücut tarafından nasıl atıldığı üzerinde değişse de, geliştirilen tablolar üzerindeki genel teoriler Haldane ‘in kullandığı on mal teoriyle neredeyse aynıdır. Yapılan tablolarda, doku basınçları ve diğer değerler değiştirilmiştir ama Haldane’in kullandığı metodoloji hala modern doku grupları için temel oluşturmaktadır.

Daha önceden bildiğiniz gibi, bazı dokular azotu diğerlerinden fazla soğururlar (emerler), buna bağlı olarak azotun dışarı atılması da uzun sürer. Değişik dokuların, azot alımı ve atımından nasıl etkilendiğine matematiksel olarak karar verebilmek için Haldane, doku kompartımanlarını (veya teorik doku yarı-zamanını esas alan teorik doku gruplarını) yaratmış ve kullanmıştır. Haldane’in orijinal tabloları, 5 ile 75 dakika arasındaki yarı-zamanları içeren 5 kompartımana dayanmaktadır. Modem tablolar 480 dakika yarı-zamana kadar olan 15 teorik doku kompartımanını hesaplamaktadır. Tablolarını formüle ederken Haldane, keçilerle yaptığı deneylerin tecrübelerine dayanarak kullandığı bütün doku kompartımanları için 1.58:1 kritik oranını seçmiştir. Bunun anlamı, insan vücudunun dokuları, yükselerek ortam basıncına ulaştığında, yani yüzeye çıktığında, 1.58 kere daha fazla azot basıncını (fazla azotu) vücudunda bulundurabilmekte ve dekomprasyon hastalığına yakalanmamaktadır.Ama 1930’lu yılların sonuna doğru, Amerikan bahriyesi bunun yanlış olduğunu keşfetmiştir. Bahriye araştırması, değişik dokuların değişik yarı-zamanlarının olmasının haricinde, aynı zamanda değişik kritik oranlarının da olduğunu ortaya çıkarmıştır. 1950’deki araştırma, kritik oranın sadece çeşitli doku kompartımanlarında değişiklik göstermesinin dışında, aynı zamanda derinliğin, ve tabiki basıncın değişmesiyle birlikte bu doku kompartmanlarındaki kritik oranın da değiştiğini saptamıştır. 1965’de bahriye, her kompartımanın maksimum doku basıncını kolay şekilde gösteren M değerini geliştirmiştir. M değeri, doku kompartımanlarının, feet olarak kesin deniz suyu derinliğinde, en fazla izin verilen basıncını, ifade eder. Çevre basıncının üzerinde, kompartımanlardaki fazla basıncın maksimum miktarını belirleyerek ve değişken oranların hesaplanması ihtiyacı ortadan kaldırılarak, dalış tablolarının matematiksel formülasyonu ortaya çıkarılmıştır. Haldane ve bahriyenin teorik kopartman davranışını da içeren buluşları, günümüzde dalış tablolarının yapılmasında kullanılmaktadır. Değişik kopartmanlar. dalışın cinsine, derinliğe ve zamana bağlı olarak dalış tablolarını etkilemektedirler. Genellikle, kontrol dokusu adı verilen özel bir doku, bir dalış tablosunun limitlerini belirler ve bu tablonun cetvelini, şeklini ortaya çıkarır. Bazı dalış bilgisayarlarının avantajı, bir düzine teorik dokuyu aynı anda ekranda gösterebilmeleridir ki, bunu normal bir dalış tablosuyla yapmak imkansızdır.

Dalış tabloları matematiksel olarak hesaplandıktan sonra, doğruluğunun saptanması için, hiperbarik odalarda ve açık denizde, deneysel test dalışları yapılmıştır. Doppler dedektöründen önce yapılan testlerde, dekomprasyon hastalığının oluşup oluşmaması test konusunu oluşturuyordu. Bir çok yeni tablo ve dalış bilgisayarı, Doppler dedektörüyle test edilmiş ve dekomprasyon hastalığını meydana getiren kabarcıkların, fizyologlar tarafından kontrol edilmesi mümkün olmuştur.

Başarılı testlerin ardından, tablolar kullanıma hazır hale getirilmiş, test edildikleri ve tasarlandıkları parametreler içinde, güvenilir olabilecekleri tahmin edilmiştir. Dalış bilgisayarları ve tabloları, sportif balıkadamların özel ve sportif dalışa uygun ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış, piyasada hazır, mevcut hale gelmişlerdir.

 

Dekomprasyonuz Limitler :

Günümüzde, sportif balıkadamlara uygunluk gösteren dekomprasyonuz dalış limitleri ile ilgili, göreceli olarak güncel olan 3 deneysel metot vardır:

Spencer (1976). Thalmann (1984) ve Powell (1987).

IAPM (Instute of Applied Physiology and Medicine) Dr. Merill Spencer, bahriyenin dekomprasyonuz limitlerini test etmiş ve deneklerini Doppler dedektörü ile tarayarak dekomprasyon hastalığının klinik semptomlarını kaydetmiştir.

Aşağıdaki dalışların her birinde, profillerin yüksek derecede gaz kabarcığı ürettiğini ve en az bir kere dekomprasyon hastalığının oluştuğunu saptamıştır.

• 18 metrede 60 dakika

• 21 metrede 50 dakika

• 8 metrede 720 dakika 

Yaptığı testlerde, Amerikan bahriyesi tablosunu başarıyla aşan tek örnek 47,5 metrede 10 dakika olmuştur. Spencer’in testleri gösterir ki, bir çok balıkadam eğitimi organizasyonu tarafından onaylanan tutucu dalış tablosu uygulaması hakikaten doğrudur. Spencer, sportif balıkadamlar için limitleri azaltmaya karar vermiş fakat bulgularının o zamanlarda hiç bir bağımsız onayı olmamıştır. Amerikan bahriyesi Deneysel Dalış Ünitesinden Kaptan Edward Thalmann 1984 yılında, Spencer’in sonuçlarının aksini iddia eden testleri yönetmiştir. Spencer’in testleri göreceli sayıyla sınırlandırıldığı için, Thalmann' in testileri başlangıçta dekomprasyonuz limitlere uygunluğu açısından bazı karışıklıklar yaratmıştır. Thalmann Amerikan bahriyesinin dekomprasyonuz limitlerini arttırmaya çalışmış, toplam 107 dalışı test ederek. hiç bir dekomprasyon hastalığı ile karşılaşmamış ve aşağıdaki limitleri oluşturmuştur:

•  18 metrede 66 dakika
•  30 metrede 30 dakika
•  37 metrede 24 dakika
•  45 metrede 14 dakika

Bununla birlikte. dikkatlice okunursa Thalmann'ın raporunun kolayca çeliştiği görülebilir. Bu deneylerde 3 metrede yapılan kısa dekomprasyon beklemeleri vardır ama 3 metrede yapılan bu gerçek zamanlar raporda belirtilmiştir. Daha da önemlisi 30 metreye 30 dakikalık dalış profilinin ikinci denemesi. 20 dalışta 4 dekomprasyon olayını meydana getirmiştir. Thalmann’ın sonuçlarının ortaya çıkardığı şey, dekomprasyon hastalığının klinik semptomları sadece teşhise bağlı olarak bulunuyorsa (Thalmann deneklerinde Doppler cihazı kullanmamıştır). neyin işe yaramadığını. neyin bazen işe yarayabileceğinden çok daha önemli olduğudur.

Dr. Michael Powel' ın testleri Spencer'in çalışmasının ilk önemli doğrulayıcıları olmuştur.Powell, Spencer’in tavsiyelerine çok benzeyen azaltılmış dekomprasyonsuz limitleri test etmiştir. Bu limitler, Amerikan bahriyesinden aşağı yukarı 3 metre daha azaltılmıştır (Örneğin 30 metrede 20 dakika. 27 metrede 25 dakika). Bu deneylerin sonucunda hiç bir dekomprasyon hastalığı meydana gelmemiş ve profillerin çok düşük derecelerde azot kabarcığı meydana getirdiği saptanmıştır. Yukarıda anlatılanlardan dolayı dalış tabloları ve dalış bilgisayarları aynı dekomprasyonsuz limitlere sahip değildir. Dalış bilgisayarları genellikle 4 grup dekomprasyon teorisinden birini kullanırlar. Bunlar; Amerikan bahriyesi, Spencer, Buhlmann ve Halin dır. Üreticilerin verdiği bilgileri okuyarak ve dekomprasyonsuz limitlerle karşılaştırarak dalış bilgisayarın hangi gruba dahil olduğuna karar verebilirsiniz.   

Basamak dalışı :

1980’ li yıllara kadar balıkadamlar, dalış tablolarının esnek olmamasından dolayı, her ne kadar indikleri en derin noktada bütün zamanlarını geçirmeyip daha sığ derinliklere yükselseler de. hesaplamalarını sanki bütün zamanı en derin noktada geçirmiş gibi yapmak zorunda kalmışlardır. Halbuki derinliğin azaltılması ile birlikte vücudumuzdaki dokular bu düşük basınç seviyelerinde daha yavaş azot alımı yaparlar. Basamak dalışı, inilen en derin noktadan yüzeye doğru derinliğin azaltılarak yapıldığı dalıştır. Burada kural, en derin noktadan yükselmeye başlamak ve çıkılan derinlikten tekrar daha derine inmemektir. Bir çok gerçek dalış profili de böyle yapılmaktadır. Örneğin bir balıkadam dikkatlice 30 metreye indikten sonra bu derinlikte 10 dakika kalıp, arkasından 18 metreye sonra 15 metreye ve en son olarak ta 12 metreye yükselip dalışını tamamlıyor. Amerikan bahriyesinin 30 metredeki maksimum dip zamanı 25 dakikadır ve bu balıkadam 30 metre derinlikte 10 dakika kaldıktan sonra yüzeye dönebilmek için 15 dakika daha zamana sahiptir. Çünkü dalış tabloları kullanıldığında, hesaplamalar yapılırken inilen maksimum derinliğin dekomprasyonsuz zamanı kullanılmalıdır. Tablolar, derinliğin sığa doğru azalması ile birlikte daha yavaş azot alımını. tasarlanış şekilleri dolayısıyla hesaplayamazlar. Dalış bilgisayarlarının kullanılmaya başlanması ile sportif dalışta bir devrim olmuştur. Çünkü bu aletler basamak dalışlarını planlayabilirler ve tabloların yarattığı gereksiz kısıtlamaları ortadan kaldırırlar. Böylelikle dalış bilgisayarı kullanan bir balıkadam yukarıdaki örnekteki dalış profilini uyguladığı zaman, daha uzun süre suyun altında kalabilir. Emniyetli olup olmadığına gelince, bu fikir ne kadar mantıklı gözükse de, bütün dekomprasyon hipotezleri veya teorik ön görüşler geçerlilik gerektirmektedir. Dalış bilgisayarları ortaya çıktığında basamak dalışıyla ilgilenen Dr. Carl Edmonds’un söylediği bu fikir hakkında başarıyla tamamlanmış bir deneyin yapılmadığıdır. 0 zaman için kuşkusuz kendisinin haklı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 1983 yılında Karl Huggins bazı testleri yönetmiş fakat bu testler sınırlı bir bakış açısıyla yapılmıştır. Bununla birlikte 1987 yılında yapılan ve 750’den daha fazla dalışı kapsayan Powell’in testlerinde basamak ve tekrarlamalı dalışların 20’ den fazla kombinasyonu karmaşaya yer bırakmaksızın basamak dalışlarının dekomprasyonsuz limitleri kavramını geçerli kılmıştır. En azından bu araştırmada kendi test ettiği azaltılmış dekomprasyonsuz limitler geçerlilik kazanmıştır.

 Tekrarlamalı dalışlar :

Eğer sportif dalış ile askeri dalışların karakterlerini karşılaştırmamız gerekirse. sportif dalışlar dekomprasyonsuz tekrarlamalı dalışlar olarak, askeri dalışlarsa genellikle dekomprasyonu gerektiren fakat çok nadir olarak ta tekrarlamalı dalışları içeren dalışlar olarak tanımlanabilir. Açıkça. tekrarlamalı dalışlar sportif dalışların önemli elementlerinden bir tanesidir. Dalış teknelerinin popülerliğinin artmasıyla birlikte, çoklu tekrarlamalı dalışlar çok büyük bir ölçüde genelleşmiştir. Bu nedenle, emniyetli, emniyetsiz ve belirsiz tekrarlamalı dalış prosedürlerinin sınırlarını belirlemek hayati önem taşır. Her zaman olduğu gibi, işe yarayan çalışandır ve biz değerlendirmemizi dalış bilgisayarlarının göreceli karşılaştırmaları ile kısıtlayamayız. Bunun yerine, test sonuçlarını yakından kontrol etmemiz gerekir. Amerikan bahriyesi tekrarlamalı dalış tablosu 120 dakika kompartmanının davranışına göre yönetilmektedir. Bu kompartımanın, tekrarlamalı dalışları kontrol etmesi iyi kurgulanmıştır. Tekrarlamalı dalışlar için bunu kullanan her hangi bir dalış tablosu veya dalış bilgisayarı, bir çok kayıtlı ve başarılı test dalışlarının kontrolü altındadır. Bunun öğrenilmesi, Des Granges (1957) tarafından yönetilen Amerikan bahriyesi deneyleri açısından ve 30 yılı aşkın bir süre sportif balıkadamlar tarafından kullanılmasından dolayı önemlidir. PADI’nin dağıtımını yaptığı Sportif Dalış Planlayıcısı ile tekrarlamalı dalış, azaltılmış dekomprasyonsuz limitlere ve 60 dakika kompartmanına dayanmaktadır. Aynı hipoteze dayanarak yapılmış bir dalış bilgisayarı, daha kısa yüzey beklemelerinin yapılmasına izin verir ve yapılmış testlerin dahilinde dalındığı müddetçe geçerli olur.  

Dekomprasyonlu Dalışlar :

Dekomprasyonlu dalışlar, dalış süresi boyunca vücuda kabul edilebilir limitin üzerinde azot yüklemesi yapılan ve yüzeye geri dönmeden önce, suyun içinde belirli duraklarda bu azotun elemine edilmesini gerektiren dalışlardır. Dekomprasyonlu dalışlar, sınırlı veya uzun dekomprasyon olarak ikiye ayrılabilir.

Her ne kadar tekrarlamalı dalış için veri miktarı, Haldane teorisine dayalı azot atımını desteklemiyorsa da, sınırlı dekomprasyon bu modele uygun gelmektedir. Dalış bilgisayarlarının çoğu dekomprasyon gereklerinin ölçülmesi için 30 metrede 25 dakika bekletildiklerinde, emniyet beklemesini andırır beklemeler gerektirmektedirler.Amerikan bahriyesi standart hava tablosu ise bu profil için dekomprasyon beklemesi vermemektedir. Bununla birlikte bir sonraki derinlik veya zaman için 3 dakika vermektedir.

Uzun Dekomprasyonlu dalışlar, sportif balıkadamların ihtiyacı ve ilgi alanı dışında kalırlar. Bununla birlikte, profesyonel ve teknik dalgıçlara tavsiye edilen, dekomprasyon teorisinin, dekomprasyonsuz limitlere yakın durumlarda iyi çalıştığını bilmeleri gerektiğidir. Dalış bilgisayarlarının izin verdiği Dekomprasyonlu dalışlar, geçerli dalışların olacağı anlamına gelmeyebilir.

Tekrarlamalı Dekomprasyonlu dalışlar yapmak ise, alkol ve araba kullanmak gibidir. 1986 yılında Thalmann 3 tekrarlamalı Dekomprasyonlu dalışı test etmiş ve her biri 30 metre ve 45 metrede olmak üzere iki dekomprasyonlu dalışı içermiştir. Sadece 32 test dalışında 6 adet dekomprasyon hastalığı olayı meydana gelmiştir. Bu bilgiler açıkça göstermektedir ki, tekrarlamalı Dekomprasyonlu dalışlar tehlike yaratmaktadırlar.

Dr. Robert Overlock’un da içinde bulunduğu bir çok hiperbarik bilim adamı, tekrarlamalı Dekomprasyonlu dalışların dekomprasyon hastalığına neden olduğunu rapor etmişlerdir. Dr. Overlock’un deneklerinin yaptığı dalış profilleri. çoklu dekomprasyon dalışlarından oluşmuş, tam tersi profilde yapılan tekrarlamalı dalışların biri Dekomprasyonlu olmuştur.Bütün bu bilgilere ve test sonuçlarına dayanarak eğer Dekomprasyonlu dalış yapılacaksa, bu günün ilk ve tek dalışı olmalıdır.  

Bilim adamlarının Hiperbarik Alanda Araştırma Yapılması İstekleri

Geçtiğimiz yıllar boyunca, uluslararası medikal konferanslarda oluşan genel ortak kanı, 1950’lerin sonunda meydana getirilen ve dalış camiası tarafından standart olarak kabul edilen bahriye tablolarından uzaklaşma şeklinde oluşmuştur. Bunun örnekleri, hiperbarik camiadaki araştırmacıların ve dikkate alman fizyologların yayınlarında bulunabilir. 1970’lerde, IAPM (The Instıtute of Appled Physiology and Medicine)’den Dr. Merril Spencer, Doppler teknolojisini uygulayarak, bahriye tablosu kullanarak sportif dalışlar yapan balıkadamların damarlarında, “sessiz kabarcıklar” denen gaz embolisini keşfetmiştir. Küçük kabarcıklar, çok miktarda olsalar dahi, balıkadamda dekomprasyon hastalığı semptomlarını oluşturmamaktaydılar. Bu yüzden, damar içi gaz embolisi, bazen “asemptomatik dekomprasyon hastalığı” olarak bilinmektedir. Southern California Universitesi, Catalina Deniz Bilimleri Merkezinden Dr. Andrew Pilmanis de Doppler teknolojisini uygulayarak, bahriye tablosu kullanılarak yapılan dekomprasyonsuz dalışlarda damar içi gaz embolisi olduğunu saptamış ve bulgularını yayınlamıştır. dekomprasyonsuz dalışlardaki kabarcık formasyonlarının keşfi, bilimsel tartışmaları teşvik etmiş ve bahriye tablosunun, sportif amaçlar için uygunluğu konusunda bilim adamlarını harekete geçirmiştir. 1982’de İnsan Sualtı Biyolojisi Şirketi’nden Dr. Bruce Bassett, bahriye tablosu kullanılarak yapılan dekomprasyonsuz dalışlardan sonra oluşan damar içi gaz embolisini en aza indirmek için daha tutucu limitlerin kullanılmasını tavsiye etmiştir. Bu limitler, her derinlik için daha kısaltılmış dip zamanlarını sunmaktadır.

Damar içi gaz embolisi hakkında, medikal camianın fikirleri ışığı altında, Kuzey Carolina, RqaleighlDurham’ daki Duke üniversitesine bağlı DAN (Dıvers Alert Network) şunları yayınlamıştır:

“Amerikan bahriyesi dalış cetvellerinin, emniyetli sportif dalışa yaklaşımının doğru olup olmadığı, günümüzde geniş tartışmalara neden olmaktadır. Genellikle aktarılan fikir, bazı cetvellerin çok uzun olduğu ve dekomprasyon hastalığı riskinin artmasına neden olduğu, diğer bazı cetvellerin ise dürüst olmayan bir biçimde dalış zamanını kısıtlayarak, anlamsızca engelleyici olmalarıdır.” Michigan Üniversitesiyle birlikte çalışan ve bir dalış tablosu mühendisi olan Karl Huggins, sportif dalış endüstrisinden Amerikan bahriyesi tablolarının kullanılmasına son verilmesini istemiş ve eklemiştir:

“Ayrıca hissettiğim, yerimde oturarak, yeni bir sportif dalış tablosunun oluşmasını beklemek yerine, biz, sertifika veren kuruluşlarla dalış fizyologlarının, dekomprasyon uzmanlarının ve sualtı (hiper barik) medikal camianın birlikte çalışmalarını teşvik etmeliyiz, böylece sportif dalış camiasına uygun dalış tablolarının oluşmasını sağlamalıyız. Bu yeni tablolar sadece sportif dalış camiasına uygun olmalı, yoksa profesyonel iş camiası ve askeri camia için değil.”

 

 

 

Up Dalış Tabloları