Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Temel Yaşam Desteği
  Up

 

 

 

  Temel Yaşam Desteği:

  Ön değerlendirmede eğer hasta nefes almıyorsa ve/veya nabzı   atmıyorsa 

acil olarak temel yaşam desteğine ihtiyacı var demektir.

Nefes almayan bir hastaya solunum yolu açıldıktan sonra suni solunum yapılmalıdır. ağızdan ağın veya pocket mask kullanarak yapılabilir, Hastanın solunum yolları açılmadığı takdirde yapılan işlem yanak şişirmekten öteye gitmez. Ağızdan ağza suni solunumda hastanın burnunu kapatmak ve bir ağız bari yeri kullanmak (eğer var ise). pocket mask kullanılacak ise yüze iyi oturmasını ve hava kaçmamasını sağlamak gerekmektedir. Suni solunum yaparken hastanın midesi hava dolabilir. Az miktarda olması bir sorun yaratmazken. çok miktarda hava dolması hastanın kusmasına suni tenefisün güçleşmesine neden olacaktır. Mideye hava dolmasını azaltmak için yavaş ve fazla kuvvetli ne kaçınılmalıdır. Kus boğulmaya yakın k görülür. Kusmaya 1’ başı bir tarafa çevri yutması engellenir temizlendikten son devam edilmelidir. yaralanmalarından hastalarda baş oynatılmadan bütün vücut bir tarafa çevrilmeli ve aynı işlem yapılmalıdır. Nabız atmıyor ise suni solunum ile  birlikte kalp masajı da yapılmalıdır ki bu ikisinin bir arada yapılmasına CPR (Cardiopulmonary resuscitation) adı verilir. Kalp masajının amacı hastaya suni olarak dolaşım sağlamaktır. Hastanın bilinci kontrol edilip yardım çağrıldıktan sonra iki derin kurtarma nefesi verilmeli ve nabız kontrol edilmelidir. Bu boyun bölgesindeki geniş bir damar olan ve kalpten beyne kan taşıyan karotid arterden yapılır. Boğazın hemen yanındaki boşluğa üç parmağın yerleştirilmesiyle nabız rahatlıkla saptanabilir. Dolaşım yoksa yani nabız atmıyorsa masaja hemen başlanmalıdır. Kalp masajında basış ritmi dakikada 80 ile 100 olacak şekilde ayarlanmalıdır. Bu işlem yapılmadan önce hasta düz, sert bir zemin üzerine, sırt üstü yatırılmalıdır. Baskının yapılacağı noktanın yeri önemlidir. Doğru yeri bulabilmek için en alt sağ ve soldaki kaburga kemikleri ortaya doğru takip edilmeli (el yardımıyla hissederek), birleşme noktası bulunduktan sonra hastanın başına doğru iki parmak üstüne avuç içi yerleştirilmelidir. Avuç içi yerleştirildikten sonra parmaklar yukarıya doğru diğer elin yardımıyla kaldırılmalı ve diğer el, ilkin üstüne yerleştirilmelidir. Yerleştirme tamamlandıktan sonra masajı yapacak kişi dirseklerini kırmadan dik bir açıyla 3-4 santim göğüs kafesini içeri doğru bastırmalıdır (Yetişkinler için). Baskı işlemi sırasında eller göğüs kafesinin üzerinden ayrılmamalıdır. Tek kişi yapılan CPR’ da 15 kalp baskısının ardından hastaya 2 derin nefes verilmelidir. CPR’ı iki kişi yapacaksa her 5 kalp baskısının ardından 1 nefes verilmelidir. Mecbur kalmadıkça (tek kişinin yardım çağırma mecburiyeti gibi) CPR'a 5 saniyeden daha uzun süre ara verilmemelidir.

 

Kurtarıcı temel yaşam desteğine, hastanın nabzı ve solunumu geri devam etmelidir. Temel yaşam desteği her hangi bir malzeme gereksinim duyulmadan yapılır fakat unutulmamalıdır ki böyle durumda zaman çok kritiktir. Bir çok vücut dokusu belirli süreler oksijensizliğe tolerans gösterirken beyin o kadar gösteremez. 6 dk. oksijensiz kaldıktan sonra beyinde çok büyük ihtimalle hasar olacaktır. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biride CPR’ın kalbi çalışan biri kesinlikle yapılmaması gerektiği.

 

Tıkalı Hava Yolu:

Bilinçsiz hastada dilin solunum yolunu bloke edebilme ihtimali vardır. Normal şartlarda solunum yolu açılarak bu blokaj kaldırılabilir.  Solunum yolu açıldığı halde nefes verildiğinde hava ciğerlere ulaşmıyorsa iki problem olabilir solunum yolu doğru olarak açılmamıştır ya da hava yolunu tıkayan yabancı bir madde vardır. Solunum yolunun doğru açıldığı emin olunduktan sonra tekrar nefes verilmeli ve havanın ciğerlere gidip gitmediği kontrol edilmelidir. Gitmiyorsa hasta sırt üstü yatırılmalı ve diyafram sıkıştırması uygulanmalıdır. Bu sıkıştırmayı yapabilmek için iki el üst üste konduktan sonra göbeğin tam üstündeki noktadan karnın içine ciğerlere doğru bir itme hareketi gerçekleştirilmeli ve 6-10 kere tekrarlanmalıdır. Ciğerlerdeki sıkışan havanın basınçla tıkama yapan maddeyi dışarı atması sağlanabilir. Daha sonra hastanın dili dışarı çekilmeli ve ağzı içindeki madde temizlendikten sonra tekrar hava vererek ciğere gidip gitmediği kontrol edilmelidir. Gitmiyorsa işlem tekrarlanmalıdır. Tıkanıklı giderildikten sonra  hasta nefes almıyorsa suni solunuma devam edilmeli gerekiyorsa kalp masajı yapılmalıdır.

  Genellikle bilinci açık bir hastada hava yolu tıkanmasını fark etmek daha kolaydır. Böyle bir durumda hasta refleks olarak ellerini boynuna doğru götürür ve nefes alamadığının işaretini verir. Bu esnada hasta sessizdir ve zayıf başarısız öksürme girişimleri vardır. Ardından burundan tiz sesler gelir ve hasta morarmaya başlar. Nefes alıp almadığı sorulduğunda cevap veremiyorsa hemen müdahalede bulunulması gerekmektedir. Eğer hasta cevap verebiliyor veya öksürebiliyorsa müdahale edilmemeli, sadece konuşarak moral verilmeli ve problemi kendisinin çözmesi sağlanmalıdır. Cevap veremeyen yani problemi kendi çözemeyen hastanın arkasına geçerek kollarla beli sarılmalıdır. Bir el yumruk yapıldıktan sonra baş parmak hastanın karnına gelecek şekilde, göbeğinin biraz üzerine, kaburgaların alt kısımlarının daha aşağısına yerleştirilmelidir. Diğer el yumruk yapılmış olanın üzerine konur. Yapılması gereken içe ve yukarı yani hastanın göğüs kafesine doğru yapılan baskı hareketidir. Bu harekete hastanın hava yolu açılana kadar devam edilmelidir. Eğer aşırı şişman birine veya hamile bir kadına müdahale etmek gerekirse, hasta sırt üstü sert, düz bir zemine yatırılmalı ve göğüs baskısı uygulanmalıdır. Ellerin pozisyonu kalp masajındakinin aynısı olmalıdır. Tıkanıklık giderildikten sonra hasta, tıkanıklık yüzünden oluşabilecek hasarlardan dolayı muhakkak bir hekime gösterilmelidir. Bu arada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta. normal yani hava yolu tıkalı olmayan bir kişiye bu hareketin yapılmaması gerektiğidir. 

Kanama:

Çeşitli kazalarda kanama önemsiz olabileceği gibi, çok ciddi sonuçlar da doğurabilir. Açık yaralardaki kanamaları teşhis etmek zor değildir. Aynı zamanda kanama görülmeyen yerlerdeki hasarların teşhisini de sağlar. Ağızdan. burundan. kulaktan gelen kan. basınçla ilgili hasarların olabileceğini. Kulak kanaması başa bir darbe gelmiş olabileceğini, yine kulak kanaması kulak zarının zarar görmüş olabileceğini gösterebilir. Bu gibi durumlarda diğer semptom ve işaretlerde değerlendirilerek hastanın durumuna karar verilmelidir. 

Ortalama olarak bir insan vücudunda 5,5 ile 7 litre arasında kan bulunur. Aşırı kan kaybı, kan yoluyla taşınan oksijenin dokulara taşınmasını engelleyecektir. Böyle bir durumda kalp atış hızını arttırarak eksikliği gidermeye çalışacaktır fakat 1,5 ile 2.5 litre arası kan kaybı ölümcül olabilir. Bu nedenle kanamanın kontrolü de yaşamsal açıdan önem taşır.

Ciddi açık kanamalar iki bölüme ayrılır: Atardamar kanamaları ve toplar damar kanamaları. Atardamar kanamalarında kan oksijen taşıdığından dolayı parlak kırmızı renktedir ve yaradan fışkırır gibi akar. Toplardamar kanamalarında ise kanın kirli olmasından dolayı renk koyu kırmızıdır ve yaradan yavaşça sızar. Ciddi ve büyük yaralarda hem atardamar hem de toplardamar kanamaları birlikte görülebilir. Kanamalara yardımda, ön değerlendirmenin ilk basamakları yapıldıktan sonra yaranın üzerine steril bir bezle direkt baskı yapılmalıdır. Hazır ise tampon kullanmak daha faydalı olacaktır. Zaman önemli olduğu için, hiç bir şey yoksa veya hazır değilse. koruyucu eldiven kullanılırken parmaklarla direkt yaranın üzerine bastırılmalıdır. Yaraya bir bez bastırdıktan sonra kesinlikle yerinden oynatılmamalı veya değiştirilmemelidir. Çünkü kan pıhtılaşmaya başlamıştır ve pıhtılaşma kanamanın durmasına yardımcı olmaktadır. Eğer beze rağmen kanama devam ederse bir ikincisi veya üçüncüsü diğerinin üzerine konmalıdır. 

Suyun altında oluşan kanamalarda, yüzeye kadar bir şey koyma imkanı olmadığından, parmaklarla yaranın üzerine baskı uygulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki sualtında kanın rengi değişiklik gösterecektir. Kan sualtındayken 10 metrelerde kahverengimsi, daha derinlerde ise yeşil olacaktır. 

Direkt baskının kanamayı kontrol edemediği durumlarda bir baskı noktası bulunmalı ve bu noktaya basınç uygulanmalıdır. Baskı noktası, bir kan damarının kemik üzerinde cilt yüzeyine yakın olduğu noktadır ve üzerine basınç uygulayarak kan durdurulabilir. Turnike de kanı durdurmanın yöntemlerinden bir tanesidir, fakat çok ciddi durumlarda uygulanmalıdır. Örneğin tıbbi yardım gelene kadar hastanın kan kaybından ölebileceği düşünülüyorsa yapılmalıdır. Sadece ciddi durumlarda yapılmasının nedeni, uzuvlarda kalıcı doku ölümlerine neden olabilmesidir. 5-10 santimetre kalınlığındaki bir turnike bandı, yaranın hemen üzerindeki bir noktaya bağlanmalı. üzerine kısa bir tahta takılarak kanama durdurulacak kadar sıkılmalıdır. Bir çok durumda turnike atıldıktan sonra bunu eğitimli bir medikal personelin açması en iyi yöntemdir. Fakat bazı durumlarda tıbbi merkeze ulaşmak zaman alabilir ve 2 saati aşabilir. İki saat aşılacaksa telefon veya telsizle. bir hekimle irtibat kurarak onun tavsiyelerinin uygulanması en iyi yoldur. Böyle bir imkan yoksa, iki saatte bir uzva 10 dakika kadar kan verilmesi gereklidir.   

Şok:

Ciddi yaralanmalarda vücut şoka girdiğinde, kanın büyük bir kısmı doğal bir cevap olarak hayati organlara yönlendirilir.Diğer dokulara giden kanın miktarı azaldığından bu dokular oksijenden mahrum kalacaklardır. Ağır ve önlenmeyen şokun sonunda kalıcı yetenek kaybı ve hatta ölüm görülebilir. Bu yüzden mümkün olan en kısa sürede şok tedavisine de başlanmalıdır. 

Şoka girmiş bir hastada yüzeysel zor solunum. nefes kesilmesi ve hırıltılı nefes görülebilir. Hasta solgundur ve cildi nemlidir. Nabız zayıf ve hızlı atabilir. Sıkıntı, rahatsızlık, yatmak istememe gibi hareketler gözlemlenebilir. Bulantı. kusma, hafif baş ağrısı ve konfüzyon şokunun diğer belirtileridir. 

Şoku kontrol altına almak için ön değerlendirmenin ilk basamakları tamamlanmalıdır. Çünkü ciddi kanamalar ve örneğin kalp krizi. şokun oluşmasına neden olur ve bunlara ön değerlendirmenin ilk basamaklarında müdahale edilir. Şoka girmiş birinin vücut ısısı normal tutulmalı, gerekiyorsa altına ve üstüne battaniye konmalı ve hasta yatar pozisyonda tutulmalıdır. Eder şüphe edilen bir iç veya dış kanama varsa ayaklar yükseltilmelidir. Fakat şüphelenilen bir sırt, baş, boyun veya ayak yaralanması varsa, ayakların yükseltilmesi işlemi yapılmamalıdır. Hastaya ağız yoluyla hiç bir şey verilmemeli ve yardım gelene kadar hasta ön değerlendirme açısından gözlemlenmelidir. 

Hastalık Değerlendirmesi:

On değerlendirmenin ardından, hasta kendindeyse ve hayatını tehdit edici her hangi bir durum yoksa veya sağlanmışsa, görünmeyen yaralanmaların teşhisi için hastalık değerlendirmesi yapılmaya başlanır. Hastalık değerlendirmesi kendinde olmayan yani bilinçsiz hastaya yapılmaz. Böyle bir durumda ön değerlendirmeye devam edilmeli ve yardım beklenmelidir. Hastalık değerlendirmesinden önce, eğer o ana kadar çağırılmamışsa acil tıbbi yardım çağırılmalıdır. Hasta güvenli eğer bir yerdeyse hareket ettirilmemeli ve onun da hareket etmemesi istenmelidir. Mecburi durumlarda (hastayı sudan veya yangın mahallinden çıkartmak gibi) hastanın taşınmasında mümkün olduğu kadar dikkatli olunmalı ve en az hareketin yaptırılması sağlanmalıdır. 

Değerlendirmeye başlamadan önce hastaya, ne olduğu ve nerelerinde ağrı, acı hissettiği sorulmalıdır. Cevaplama esnasında hastanın mantıki cevaplar vermediği anlaşılırsa isminin ve nerede olduğunun sorulmasıyla bilincinin ne kadar yerinde olduğu kontrol edilebilir.Hastalık değerlendirmesinde kontrol esnasında, vücuttaki deformasyon, ıslaklıklar, akıntılar veya acıya tepki kontrol edilmelidir. Dokunulan yerde acı veya ağrı olursa, hastanın bunu söylemesi istenmelidir. Hastalık değerlendirmesi, dokunarak. baştan başlayarak ayak ucuna kadar yapılır. Kontrol esnasında boyun veya sırt hasarlarından şüphelenilirse, hemen hastalık değerlendirmesi durdurulmalı, yaralının başı sabit tutulmalı ve gözlemlenmelidir. 

Bu değerlendirme yapılırken hastanın üzerinde koruyucu elbise varsa ve hastalık değerlendirmesi engelleniyorsa, çıkartılmaya kesinlikle çalışılmamalı, gerekiyorsa en az hareketi sağlayarak kesilmelidir. Hastalık değerlendirmesi yapılırken hasta dikkatle gözlemlenmeli ve gerekiyorsa ön değerlendirmeye dönülmelidir. Bu arada teşhis edilen yaralanmalar ve anormallikler, acil tıbbi yardım geldiğinde yetkili personele anlatılmalıdır.   

  

 

Up